İngiltere Türk Dernekleri Federasyonu (İTDF) Londra'da, Ermeni teröristler tarafından şehit edilen Türk diplomatlarının anısına ''Türk-Ermeni İlişkileri'' konulu bir konferans düzenledi.
Türkiye'nin Londra Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı Atılay Ersan, Londra Başkonsolosu Bahadır Kaleli, Büyükelçilik Siyasi Müsteşarı Serra Kaleli, Azerbaycan Büyükelçisi Fahrettin Kurbanov ve kalabalık bir izleyici topluluğunun katıldığı konferansta konuşan edebiyat profesörü Belma Baskett, "Türk diplomatlarının şehit olduğu suikastların haksız ve yanlış olduğunu, 1915'de yaşananların hiçbir şekilde bu cinayetlere gerekçe oluşturamayacağını" söyledi.
"1915'de bazı talihsiz olayların yaşandığını" belirten Baskett, "Birinci Dünya savaşının yaşandığı o yıllarda zayıflamış Osmanlı İmparatorluğu'nun pek çok cephede düşmanlarıyla savaşmak zorunda olduğunu, kuzeydoğuda cepheye yakın köylerde yaşayan Ermenilerin Osmanlı'ya karşı Ruslarla, aynı şekilde Güneydoğu'da da Fransızlarla işbirliğine girdiklerini, her iki taraftan da pek çok kaybın verildiğini" ifade etti. Baskett, "bundan sonra Osmanlı yönetiminin Ermenileri savaş bölgelerinden uzağa taşıma kararı aldığını" kaydetti.
"İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerdeki Ermenilerin ise normal yaşamlarını sürdürdüklerini" söyleyen Prof. Baskett, "tehcirin, Osmanlı'nın, İmparatorluğun saldırı altında olduğu o yıllarda Müslüman ve Ermeni vatandaşlarını korumak için aldığı doğru bir karar olduğunu" vurguladı.
Baskett, "Ermeni diyasporasının ise yıllar sonra temelsiz bir intikam hırsına kapıldığını ve terör örgütü ASALA'nın ilk kurşununun Los Angeles'te ateşlendiğini" hatırlattı.
"Türkiye'de kimsenin 1915'te yaşanan olaylar karşısında hassasiyetten yoksun olmadığını ya da hem Türkler hem de Ermenilerin bu olaylardan acı çektiğini inkar etmediğini" belirten Baskett, "herkesin 1915 olaylarının emperyalist güçlerin Ermeni Taşnak ve Hınçak ölüm timleriyle işbirliğinden kaynaklandığında hem fikir olduğunu" bildirdi.
"1915'te yaşanan Türk ve Ermeni ölümlerinin savaş kayıpları olduğunu" da belirten Baskett, "Ermeni teröristlerin Türk diplomatlarına yönelik saldırılarının hiçbir şekilde Birinci Dünya Savaşı yıllarında yaşanan olayların bir intikamı olarak hoşgörülemeyeceğini" ifade etti.
1915 olayları ile ilgili başlatılan kampanyaya da değinen Prof. Baskett, "Ermeni terörüne arkadaşlarını kurban vermiş biri olarak kimseden dilenecek bir özrü bulunmadığını" söyledi.
Prof. Baskett, "bu konuda ileri adım atmanın tek yolunun Ermeni diyasporasının 'soykırım endüstrisini' dağıtmak olduğunu" belirtti.
Toplantıda konuşan Bilkent Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Jeremy Salt da "Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı İmparatorluğu içinde ne olup bittiğine dair hükümlerin hep aslında bu olaylar hakkında fikir sahibi olmayan kişilerce verildiğini" kaydederek, "Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşayan Hristiyanların dışında kalan sivil halkın çektiklerinin bilinmediğini, "çok az kitapta 2,5 milyonu Müslüman olan 3 milyona yakın sivil kayıptan söz edildiğini" ifade etti.
"Ermeniler büyük suçların kurbanları oldukları kadar failiydiler" diyen Prof. Salt, "Türklere hikayeyi kendi yönlerinden anlatma imkanının 19. yüzyılda olduğu gibi bugün de verilmediğini" bildirdi.
"Halen 19. yüzyılın eski cahilane ve ırkçı klişelerinin tekrarlanmakta olduğunu" belirten Salt, bir soru üzerine, "ABD'de yeni Başkan olan Barack Obama yönetiminin Ermeni karar tasarısı konusunda iddialı bir adım atmasını beklemediğini" söyledi.
Yazar Şükrü Server Aya da "toplantının Ermeniler tarafından şehit edilen Türk diplomatlarını anmak için düzenlendiğini, Türk diplomatlarını şehit eden Ermeni teröristlerin doğruluğu asla kanıtlanmamış bir şey için, ilkel intikam içgüdüleriyle masum insanları katlettiklerini" belirtti.
"1914 yılında savaş başlamadan önce Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşayan Ermeni nüfusun 1,3 ile 1,5 milyon arasında olduğunu" hatırlatan Aya, "Eğer tehcir sırasında 1,5 milyon Ermeni öldürüldüyse geriye kim kaldı? Söylenen yalan çok büyük, o kadar büyük ki en basit mantığa bile sığmıyor" dedi.
Şükrü Servet Aya, "soykırım yalanlarının bu işten para kazanan diyaspora içindeki gruplar tarafından canlı tutulduğunu, bu yalana son vermenin tek yolunun, bu çıkar zincirini kırmak olduğunu" söyledi.
Aya, "bu yalan üzerinden para kazanan diyaspora Ermenilerinin dünyanın çeşitli yerlerinde keyif çattıklarını ve yoksulluk çeken Ermenistan halkının acılarına ilgisiz kaldıklarını" da ifade etti.